Mağusa’nın sinemaları ve renkli  simaları…

Mağusa’nın sinemaları ve renkli simaları…

Sinemalarımız vardı. Hem yazlık, hem kışlık sinemalardı. Futbol maçları dışında en büyük ortak sosyal etkinliğimiz belkide sinemalarımızda gerçekleşirdi Lozan Palas ve Canbulat Sinemaları o dönemin özelliğinden olsa gerek, hep iki film birden gösterirdiler. Daha çok sinemaya gittiğimiz günler olan Cuma ve cumartesi günleri, arkadaşlarla 14:30’da sinemada buluşurduk. Türk gücünün cumartesi Mağusa’da maçı varsa sinemaya cuma günü okul çıkışı, yemekten sonar giderdik. Filmler bittiğinde karanlık olurdu. Gündüz seansları öğrencilerle gençlerin, gece seanslarına genellikle ailelerindi. Yazlıklarda gündüz seansları yoktu. Filmin gösterilmesi için karanlık olması şarttır. Yaz geceleri de zaten uzun olurdu. İki film arasında dombula bile konurdu.
Filmlerin duyurularını veya ilanlarına bir bir bir biı gazete falan yazmadı Yaseminci Ali ve Şamişici Özdemir bu iş için yeter de artardı bile… günün sonunda filmlerin neler olduğunu, başrol oyuncuların kimler olduklarını duymayan kalmazdı.Şuanda suriçindeki iki sinemamızda harabe durumdadır. Aliyle Özdemir de yaşlanmış olmasına ragmen, hala daha Âli yasemincilikten, Özdemir ise şamişicilikten vazgeçmemiştir. Cumartesi günleri Özdemir yaptığı şamişicileri sabah yedi civarında Liman İşçileri Kahvesi’nin önünde van tipi aracı ile satmaya devam ederken, alide yarım asırdan fazladır arabaya dahil hiçbirşeye değişmediği bisikleti ile yaseminlerini (ara sırada fitne mutlaka koyar)” mis kokulu yaseminerim var, jusmin, jusmin” diyerek, Mağusa’yı saranların korkularına inat satmaya devam ediyor. O günleri Ertan İnceden okumaya devam edelim…
“O zaman Türkiye gazeteleri Nejdet Dökmecioğluna bazen çok geç geldiği için, kış kıyamette Ali’nin gece vakitlerinde bisikleti ile gezerek” hürriyet, Milliyet, akşam gazeteleri “ diye bağırarak dolaştığını hatırlıyorum. Hakikaten “ off, poff” demeden ekmeğini taştan çıkaran bir adamdı. Akşamüstleri canbulat sinemasının çığırtkanlığını da yapardı. Sokağın girişinde durur, bir ayağını bisikletten yere uzatıp, biz çocuklar Alinin etrafını etrafını sarar” Ben hangi artiste benzerim? “ diye sorar, Ali de herkese bir artisti yakıştırırdı. Yaz aylarında arada bir yanında dizilmiş yaseminler de getirip satardı.
Şamişici Özdemir de Lozan Palas sinemasının çığırtkanlığını yapardı. Özdemir, bisikletin önünde saçtan yapılmış dört köşe büyük bir muhafaza kabı içinde tatlılarıyla diyerek gelir, bazende yarım ay şeklinde kendine özgü nefis ballı börek satardı. Sokağın köşesinde ki elektrik direğine yaslanır ve” dikkat dikkat” diyerek başlardı: “bu akşaaaam Lozan Palas sinemasında iki film bir arada… birinci film Sevimli haydut, başrollerde Türk sinemasının taçsız kraliçesi Türkan Şoray ve kralı Ayhan Işık, i̇kinci film renkli sinemaskop, macera dolu hindiyalı(O zaman kızılderililer için bu terim kullanılırdı) kovboy filmi…”
O an mahalledeki bir ayak, kızdırmaca, kapıcıbaşı, saklambaç vs. oyunlarına hemen ara verilip Özdemir’in etrafı sarılır, herkes alacağını alır; hele de satışlar biraz iyi giderse, bizlere bir hali de maskaralıklar yaparak çocukları güldürüp şenlendirir, sonar da “Şaaammaliii, baklava, göbeiiiiiik” diyerek digger sokağa yol alırdı. Biz çocuklar da oyunumuzun başına dönerdik… O zamanlarda sinemalar insanların en büyük eğlence ve sosyal etkinlik yönünden vazgeçilmez mekanları idi. 10 yıllardan yaşamımıza damgasını vuran sinemalara müşteri cezbetmek için çığırtkanlar belli dönemlerde” kadınlar meccani(Bedava)” diyerek ilgiyi arttırmaya çalışırlardı.”
Canbulat sinemasının biletçisi Nafi dayı idi. Selam versen bile tatlı bir küfrünü yeme ihtimaliniz vardı.Mağusa’da kküfrünü yemeyen kişi de yok gibiydi. Çarşının da vazgeçilmez insanlarındandı. Kendi özgür kıyafeti ve sohbeti vardı. Küfürle yatan, küfürle kalkan, herkesin öyle bildiği ve kabullendiği biriydi Nafi dayı. Yaşansa daha bu güzel huyundan vaz geçtiğini sanmıyorum.
Bu iki sinemamızda O dönemin efsane sanatçılarının konserleri de yapılırdı. Devrelerin üzerinde gelişini ve aylarca listelerin başından düşmeyen’ İşte Hendek, İşte Deve’ şarkısını kim unutabilir ki Barış Manço’ nun? İşte bu konseri Canbolat sinemasında dinlemiştik. Yine Beyaz Kelebekler isimli grup çok meşhurdu, 1970 ‘lerin başında. Bu grubun konseri de Lozan Palas’ta olmuştu…


 Gecmisten-gelecege-magusa-ek.jpg

DİĞER HABERLER

Great Success of Enorasis’ 12th Friendship Weekend 

Great Success of Enorasis’ 12th Friendship Weekend 

Enorasis Kulübü’nün 12. Dostluk Hafta Sonu etkinliği 19–20  Kasım. 2016 tarihleri arasında Platres’deki FOREST PARK Otel’de büyük bir başarıyla gerçekleşti. Etkinlik, Orman Dairesi’ne bağlı Troodos’taki Botanik Park rehberli gezisiyle başladı ve hote...

Empati Yapabilmek

Empati Yapabilmek

Bu soğuk günlerin ardından önümüzdeki hafta Kıbrıs’ın geleceği için kritik görüşmeler ve konferans gerçekleşecek. Poltik olarak ise belki de en sıcak günlerinin öncesinde birçoğumuz kararsız ve gergin bir bekleyiş içindeyiz.

Bu bekleyişin...

RIK Kanalında Kıbrıs’ta Futbol Tartışıldı…

RIK Kanalında Kıbrıs’ta Futbol Tartışıldı…

RIK Kanalında Kıbrıs’ta Futbol Tartışıldı...
Cuma günkü RIK 1 kanalında Kıbrıs’ta futbol tartışıldı. Okan Dağlı’nın yazdığı “İki Toplumlu Futbolcular” kitabının geçen hafta Yunanca’ya çevrilmesi nedeniyle yapılan programa efsanevi futbolculcul...

TÜM HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ >>